Boş-Luk
Boş-Luk 20.11.2008 Zaman ilerliyor. Tik-tak. Kulağında gonglar uçuşuyor. Din-dan-din-dan. Caddeden arabalar geçiyor. Hangisi daha gürültülü? Mekânsal ve zamansal kirlilik mi; içinden yükselen böceklerin oluşturduğu kirlilik mi? Kulağında bir sinek vızıldadı şimdi. Dışarıda bir kamyon, horultusuyla bakışları üzerine çevirdi. Etrafına baktı kahraman. Adı kahraman onun. Bir kedi, bir timsah ya da bir geyik. Nergis, erguvan ya da lale. Her nesne kahraman, hiçbir isim gerçek değil. Bütün insanlar maskeli. Maskelerin ardında maskeler var, otobüslerin içinde karabataklar. Bir kahkaha duydu kahraman, kafasını çevirdi, bir hayal gördü; bir grup mutlu insan rakılarını ona doğru kaldırıp, "şerefe" diyorlardı. Gerçek miydi bu? "Kim biliyor ki sanki?", dedi, kalemlerini yiyerek. Kahkahayla mutluluk ilişkisini düşündü çok kısa, anlamadığı dilde bir şey söyledi, mutlu kahkahanın sahibi -saçını atkuyruğu yapıp, kuyruğunu şapkanın arkasındaki boşluktan çıkaran- esmer kız. ...